ÍSLAM HAKKINDA

ÍSLAM BÜYÜKLERI

Osmanli Padisahlari

Tarihten Sayfalar


Hadiste İkinci Önemli Kaynağın Müellifi

Imam Müslim ve Sahihi

Adı, Doğumu ve Yetişmesi

Hadis kaynakları arasında ikinci sırada yer alan eserin müellifi İmam Müslim'in tam adı Ebu'l-Huseyn Müslim ibnu'l-Haccac ibni Müslimi'l-Kuşeyriyyi'n-Neysaburi'dir. Doğum tarihi hakkında farklı rivayetler bulunmaktadır. Ama kuvvetli rivayete göre H. 204 yılında Türkçe'de daha çok Nişabur diye bilinen Neysabur şehrinde dünyaya gelmiştir. Araplar arasında ünlü olan Kuşeyr kabilesine mensuptu. Bundan dolayı Kuşeyri ve Neysaburi olarak anılır.

Çocukluk dönemi hakkında kaynaklarda pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Ancak onun küçük yaşlarından itibaren Arap edebiyatına ilgi gösterdiği ve bu ilgisinden dolayı Arap edebiyatının bir çok alanıyla meşgul olduğu bilinmektedir.

Hadise İlgisi ve İlim Yolculukları

İmam Buhari gibi İmam Müslim de Resulullah (s.a.s.)'ın hadislerine yakın ilgi göstermiş ve genç yaşlarından itibaren bu alanda ilim tahsiline başlamıştır. Bundan dolayı değişik yerlere ilim yolculuklarında bulunarak muhtelif hadisçilerden hadis aldı.

İmam Müslim'in bizzat görüşerek hadis aldığı kişilerden bazıları şunlardır: Yahya ibnu Yahya, Kuteybe ibnu Said, İshak ibnu Rahuye, Ahmed ibnu Hanbel, Harmele ibnu Yahya, Ali ibnu Ca'd, Ubeydullah el-Gavariri, Şureyh ibnu Yunus, Abdullah ibnu Mesleme, Halef ibnu Hişam.

Hadis toplamak ve ilim almak için ziyaret ettiği pek çok ilim merkezinden bazıları ise şunlardır: Hicaz, Mısır, Şam, Türkistan bölgesindeki bazı ilim merkezleri ve Bağdat. Bunlardan Bağdat'ı birçok kez ziyaret etmiştir.

Hadis Öğretimi

İmam Müslim, Resulullah (s.a.s.)'ın hadislerini derlemek ve hadis olarak aktarılan rivayetlerden sahih olanları ortaya çıkarmak için belirttiğimiz şekilde bir çok seyahat yaptıktan ve çok sayıda ilim adamıyla, muhaddisle görüştükten sonra doğum yeri olan Neysabur'a yerleşti. Burada geçimini temin etmek için ticaretle uğraşmaya başladı. Ancak zamanının çoğunu ticarete değil Resulullah (s.a.s.)'ın hadislerini insanlara öğretmeye ve bu hadisleri tasnif çalışmalarına ayırıyordu.

Müslim, hadis öğretiminde sadece Neysabur'a da bağlı kalmadı. Örneğin Bağdat'a bir çok kez giderek orada hadis öğretti.

İmam Müslim, kendisi birçok tanınmış ilim adamından hadis aldığı gibi ondan da birçokları hadis almışlardır. Ondan hadis alanlardan bazıları şunlardır: Ebu İsa et-Tirmizi, Ebu Hatim er-Razi, Ebu İshak İbrahim ibnu Muhammed ibni Süfyan, Muhammed ibnu İshak ibni Huzeyme, Ahmed ibnu Mübarek el-Müstemli, Yahya ibnu Said, Muhammed ibnu Abdilvehhab el-Fera. Bunlardan Ebu İshak İbrahim ibnu Muhammed ibni Süfyan aşağıda biraz daha genişçe üzerinde duracağımız Sahihi Müslim'in tamamını ezberleyerek sonraki nesillere aktaran kişidir. Ebu İsa et-Tirmizi, halk arasında Süneni Tirmizi diye bilinen el-Cami'u's-Sahih adlı eserinde ondan rivayet ettiği hadislere yer vermiştir.

Müslim, son zamanlarında İmam Buhari'yle görüştü ve onun hadis ilminde gerçekten büyük bir otorite olduğunu gördü. Bundan dolayıdır ki, İmam Buhari'nin geçen ayki sayımızda üzerinde durduğumuz bir sebepten dolayı devlet yöneticilerinden Halid ibnu Ahmed ez-Zuhli'nin hışmına uğradığı sırada pek çok kimsenin ondan uzaklaşmasına rağmen Müslim ona yakın olmaya, ilminden istifade etmeye çalışmıştır. Hatib el-Bağdadi'nin rivayet ettiğine göre de Buhari'ye olan bağlılığı ve muhabbeti sebebiyle Muhammed ibnu Yahya ez-Zuhli'yle arası açılmıştır. Bir keresinde Muhammed ibnu Yahya ez-Zuhli: "Kur'an'ın lafzının (insanlar tarafından telaffuz edilenin) yaratılmışlığı konusunda Buhari'nin görüşünde olan bizim meclisimizden ayrılsın" dedi. Müslim hemen o meclisi terk etti ve daha sonra, ez-Zuhli'den almış olduğu rivayetleri bir torbaya koyup bir hamalla onun evine gönderdi ve ondan hiç hadis rivayet etmedi. Söz konusu meselede Muhammed ibnu Yahya ile Buhari arasında ihtilaf vardı. O yüzden İbnu Yahya insanları Buhari'den uzak tutmaya çalışıyordu.

Hadislerin Sıhhati Konusundaki Hassasiyeti

İmam Müslim de İmam Buhari gibi insanların istifadesine sunduğu hadislerin sahih olmasına özel özen gösterir ve sahih rivayetlere ulaşabilmek için büyük çaba harcardı. Sahih hadisin tespiti konusunda kendi döneminde yaşayan ilim erbabı arasında en önde gelenlerdendi. Hatib el-Bağdadi onun hakkında şöyle demiştir: "Müslim'in çizgisi Buhari'nin yoludur. O, onun ilmine bakıp hizasını belirlemiştir."

Müslim de Buhari gibi hadislerin sahih olanlarını sakim olanlarından ayırmada son derece maharetliydi.

Diğer İlimlere İlgisi

İmam Müslim, sadece hadis ilmine değil İslami meselelerin anlaşılmasına yardımcı olacak bütün usul ve furu ilimlerine yakın ilgi gösteriyordu. Bu yüzden dil ve edebiyattan, fıkhi meselelerin çözümüyle ilgili kurallara kadar bütün ilimlerde kendini yetiştirmişti. Ancak hadis ilmini derinlemesine öğrenmiş, yazdığı eserlerden de anlaşılacağı üzere bu ilmin çok ince ayrıntılarına ve derinliklerine kadar inmişti.

Eserleri

İmam Müslim'in, Sahihi Müslim olarak bilinen ünlü eserinden başka da birçok eseri bulunmaktadır. Bunlar İbnu Nedim'in ünlü Fihrist adlı eserinde, Katip Çelebi'nin Keşfu'z-Zunun'unda, Muhammed ibnu Şah Veliyyullah Dihlevi'nin Bustanu'l-Muhaddisin adlı kitabında ve daha başka kaynaklarda sıralanır. Bunlardan bazılarını zikredelim:

el-Musnedu'l-Kebir (Büyük Müsned): Buhari'yle ilgili yazımızda da ifade ettiğimiz üzere Müsned'ler ravilerin isimlerine göre tasnif edilen hadis kitaplarıdır. Müslim'in el-Musnedu'l-Kebir adlı eseri de bu şekildedir.

el-Cami'u'l-Kebir (Büyük Cami'): Cami'ler bütün dini konuları içeren ve konulara göre tasnif edilmiş hadis kitaplarıdır. Müslim'in Cami' tarzında iki eseri bulunmaktadır. Biri aşağıda daha geniş bir şekilde üzerinde duracağımız el-Musnedu's-Sahih, diğeri de el-Cami'u'l-Kebir.

Kitabu'l-Esma ve'l-Kuna (İsimler ve Künyeler Kitabı): İsimler ve künyeler hadis ravilerinin tanınmasında ve isimleri birbirine benzeyen farklı ravilerin birbirine karıştırılmasının önlenmesinde, hadisçiler arasında zayıf oldukları bilinen bazı ravilerin bu özelliklerini gizlemek amacıyla onların tanınmayan künyeleriyle anılmasının yol açacağı olumsuzlukların önüne geçilmesinde büyük önem arz etmektedir. Bundan dolayı hem Buhari hem de Müslim bu konuda eserler yazmışlardır. Müslim'in el-Esma ve'l-Kuna adlı eseri dört bölümden meydana gelir.

Kitabu Evhami'l-Muhaddisin (Hadisçilerin Tereddütleriyle İlgili Kitap)

Kitabu'l-Ilel (İlletler Kitabı): İlletler konusu zayıf hadislerin tanınmasına yardımcı olan bir konudur.

Kitabu Men Leyse Lehu İlla Ravin Vahid (Hadislerini Birden Fazla Kimsenin Rivayet Etmediği Kimselerle İlgili Kitap)

Kitabu Tabakati't-Tabi'in (Tabiin'in Tabakatıyla İlgili Kitap): Hadisçiler tabiinden olanları hadisi alma ve aktarma konusunda tabakalara ayırmışlardır. Bu kitap da o konuyla ilgilidir.

Kitabu'l-Muhadramin (Muhadramlar Kitabı): Resulullah (s.a.s.) zamanında yaşayıp da onu görememiş, onunla buluşamamış olanlara muhadram denir. Bu itibarla onlardan birinin naklettiği hadisleri mutlaka Resulullah (s.a.s.)'ı bizzat görmüş ve dinlemiş bir sahabiden almış olması gerekir. Eğer herhangi bir sahabinin adını anmaksızın doğrudan Resulullah (s.a.s.)'tan aktarıyorsa o zaman hadisi muttasıl değil mursel olur. Bu açıdan Resulullah (s.a.s.) döneminde yaşayan ravilerden hangilerinin rivayetlerinin mursel olduğunun bilinebilmesi için kimlerin muhadram olduğunun bilinmesi gerekir.

Hadisu Amr ibnu Şu'ayb (Amr ibnu Şu'ayb'ın Hadisleri)

Tesmiyetu Şuyuhi Malik ve Sufyan ve Şu'be (İmam Malik, Süfyan ve Şu'be'nin Şeyhlerinin Adları)

Meşayihu's-Sevri (İmam Sevri'nin Şeyhleri): Hadis ilminde şeyh denirken bir kimsenin kendisinden hadis naklettiği kimsenin kastedildiğini daha önce belirtmiştik.

Kitabu Evladi's-Sahabe (Sahabilerin Çocuklarıyla İlgili Kitap)

et-Tabakat (Ravilerin Tabakaları)

el-Efrad ve'l-Vehdan (Rivayetlerinde Tek Kalanlar)

el-Akran (Birbirine Yakın Dönemlerde Yaşamış Olanlar)

Görüldüğü üzere İmam Müslim'in hadis ilminde yazdığı eserlerin içinde genel olarak rivayetleri içeren tasnifatlar olduğu gibi günümüzde doktora tezi olarak hazırlanıp sunulan çalışmalar benzeri ihtisas ve özel araştırma gerektiren belli alanlara tahsis edilmiş eserler de önemli yer tutmaktadır.

İlim Adamlarının Hakkındaki Övgüleri

Onu yakından tanıyan ilim adamları ve özellikle hadisçiler kendisinden hep övgüyle söz etmişlerdir. Ebu Zur'a er-Razi ve Ebu Hatim onun hadiste imam (önder) ve üstünlük sahibi biri olduğunu dile getirmişlerdir. Hakim Ebu Abdillah'ın rivayet ettiğine göre Ahmed ibnu Seleme şöyle demiştir: "Ebu Zur'a ve Ebu Hatim'in zamanının ileri gelenlerine sahih hadisleri öğrenmeleri için Müslim ibnu Haccac'ı tavsiye ettiklerini gördüm."

Bunların dışında da pek çok ilim adamı, İmam Müslim'den, onun sünnete hizmetinden ve özellikle Sahih'inden övgüyle söz etmişlerdir.

Vefatı

Müslim ibnu'l-Haccac, h. 261 yılında, Receb ayının 24'ünde, 55 yaşında olduğu sırada doğum yeri olan Neysabur'da bir hadis müzakeresi esnasında vefat etti. Neysabur'un hemen yakınında bulunan Nasrabad'da bir kabristana gömüldü. Allah rahmet eylesin.

el-Musnedu's-Sahih

Halk arasında Sahihi Müslim olarak ün kazanan bu eser hadis kitaplarının Cami'ler grubuna girmektedir. İmam Müslim'in vermiş olduğu orijinal adı ise el-Musnedu's-Sahih'tir. Musned kelimesi burada da Buhari'nin Sahih'inin orijinal adında olduğu gibi rivayetlerin senetlere dayandığını belirtmek için kullanılmıştır. Yoksa ravilerin adlarına göre tasnif edilmiş kitaplar grubuna girdiğini belirtmek için değil.

Müslim'in Sahih'inin düzenlemesi Buhari'nin Sahih'inin düzenlemesine kısmen benzer. Ana konuları "kitap" şeklinde adlandırmış, sonra bu ana konunun içine girebilecek nitelikteki hadisleri metinlerinin ve senetlerinin birbirine yakınlığını esas alarak sıralamıştır. "Kitap" olarak adlandırılan 54 bölüm bulunmaktadır. Ancak Müslim kendisi bu bölümlere aldığı hadisleri bablara ayırmamıştır. Mevcut bab adları daha sonra Sahihi Müslim'e en meşhur şerhi yazmış olan İmam Nevevi tarafından konmuştur. Nevevi'nin koyduğu bab başlıklarının sayısı 1322'dir. Hadislerin sayısı ise İbnu's-Salah'a göre tekrarlar çıkarıldıktan sonra dört bin civarındadır. Muhammed Fuad Abdülbaki'ye göre ise tekrarlar çıkarıldıktan sonra 3033 hadis bulunmaktadır. Ancak Muhammed Fuad Abdülbaki sened ve nass farklılıklarına işaret amacıyla nakledilen rivayetleri bu sayının dışında tutmuştur. Tekrarlarla ve rivayet farklılıklarına işaret amacıyla naklettiği hadislerle birlikte kitabına aldığı toplam hadis sayısı ise 12 bini bulmaktadır.

Müslim bu kitabına sahih hadislerin dışında herhangi bir rivayet almamak için büyük bir özen göstermiştir. Bu konudaki gayretini ifade etmek için: "Kesin bir hüccete dayanmadan bu kitaba ne bir hadis yazdım ne de bir hadisi çıkardım" demiştir. Aynı zamanda derlediği hadislerin sıhhat derecelerini inceletmek ve zayıf olanları elemek amacıyla devrinin büyük muhaddislerinden Ebu Zur'a'ya kitabını arz etmiş ve onun sahih dediklerini alıkoymuş, zayıf dediklerini çıkarmıştır. Hadislerin yazılması konusunda ise Ahmed ibnu Seleme kendisine yardımcı olmuştur.

Müslim, sahih bir rivayeti naklettikten sonra onu destekleyen mutabi ve şahit rivayetleri de peşinden verir. Bununla birlikte sened değişikliklerinde çoğunlukla hadisin metnini tekrar etmeksizin "mislehu" ve "nahvehu" (benzerini) ibaresini kullanır. Bazı yerlerde ise sadece farklılıklara işaret eder. Böylece değişiklik arz etmeyen metinleri aynen tekrarlamayarak kitabından istifadeyi kolaylaştırır.

Sahihi Müslim yazılı nüshalarıyla sonraki nesillere aktarıldığı gibi ilk dönemlerde ezber yoluyla da aktarılmıştır. Bu itibarla Müslim'den sonraki rivayeti mütevatirdir.

Muhammed el-Masercesi'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben İmam Müslim'in şöyle söylediğini duydum: "Ben bu kitabı duyulmuş (mesmu, yani bizzat ravilerden kendim duyarak aldığım) üç yüz bin hadis arasından seçip tasnif ettim."

Hafız Ebu Ali en-Neysaburi'nin de: "Gökyüzünün altında Müslim'in kitabından daha sahih bir eser yoktur" dediği rivayet edilmiştir.

Sahihi Müslim'e otuz kadar şerh yazılmıştır. Bunların en meşhuru ve en çok yayılanı Ebu Zekeriya Yahya ibnu Şeref en-Nevevi (İmam Nevevi)'nin yazdığı "el-Minhac fi Şerhi Sahihi Müslim ibni'l-Haccac" adlı eserdir.

Buhari'nin Sahih'iyle Müslim'in Sahih'i Arasında Kıyaslama

Buhari'nin Sahih'iyle Müslim'in Sahih'i hadiste iki temel kaynak olduğundan genellikle bu iki eser Sahihayn olarak anılır. Ancak ilim adamları bu iki eseri değerlendirirken aralarında bir kıyaslama da yapmışlardır. Biz de bu kıyaslamalarda işaret edilen bazı noktaları burada vermek istiyoruz:

İlim adamlarının büyük çoğunluğuna göre sıhhat yönünden Buhari'nin naklettiği hadisler daha kuvvetlidir. Çünkü Buhari bir hadisi sahih kabul edebilmek için daha sert şartlar uygulamıştır. Yani o rivayetleri biraz daha ince elekten geçirmiştir. Ancak Müslim isnad konusuna biraz daha önem vermiştir. Bu husus ise geçen ay Buhari'yle ilgili yazımızda üzerinde durduğumuz ta'likat konusunda kendini göstermektedir. Müslim'in Sahih'inde muallak hadisler Buhari'nin Sahih'ine nispetle çok daha azdır. Sahihi Müslim'de toplam 17 muallak hadis bulunmaktadır. Müslim'in bu konudaki tutumu merfu hadislerin dışındaki rivayetleri kitabına almamasında, mevkuf hadislere pek itibar etmemesinde de kendini göstermiştir.

Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Hafız Ebu Ali en-Neysaburi'nin, Müslim'in Sahih'ini hadis kaynaklarının en sahihi olarak gördüğünü tekrar belirtelim. Bundaki gerekçesi ise Müslim'in Sahih'ine aldığı hadislerde on önemli şart aramasıdır. Bu konuda bazı alimler de Ebu Ali en-Neysaburi'nin görüşünü benimsemişlerdir. Fakat bu görüşü benimsemeyen alimler ve bu arada Bustanu'l-Muhaddisin adlı eserin müellifi Abdülaziz ibnu Şah Veliyyullah ed-Dihlevi, Müslim'in bazen söz konusu on şartı taşımayan hadisleri de kitabına aldığına dikkat çekmişlerdir.

Konuların tertip ve tasnifi açısından Müslim'in Sahih'inin daha başarılı olduğu söylenmiştir. Müslim, mümkün mertebe konulara açıklık getirecek kadar hadis nakletmeye çalışmıştır. Ayrıca isnadlarıyla birlikte nasslarında da ufak tefek değişiklik olan rivayetleri birlikte naklederek kıyaslama imkanı vermiştir. Bunun yanı sıra bu tür farklı rivayetlere dikkat çekerken nassları tümüyle tekrar etmeksizin sadece farklılıklara işaret etmek suretiyle kitabından istifade imkanını daha da kolaylaştırmıştır. Ancak başlangıçta hadisleri bablara göre tasnif etmemiş olması kitabından istifadeyi doğal olarak zorlaştırıyordu. İmam Nevevi'nin bablandırmasıyla birlikte Sahihi Müslim'den istifade de kolaylaştırılmıştır.

Müslim, kitabına bir mukaddime yazarak ilk dönem hadis musanniflerinden farklı olarak, çalışması hakkında okuyucularına bir ön bilgi vermiş dolayısıyla onları kitabından istifade konusunda yönlendirmeye çalışmıştır.

Bu arada şunu da belirtelim ki, hem Buhari'nin hem Müslim'in naklettiği hadislere ilim erbabı arasında özel bir önem verilmiştir. Bu itibarla her ikisinin birden naklettiği hadislerin kaynağı gösterilirken "muttefekun aleyh (üzerinde ittifak edilmiştir)" ifadesi kullanılır. Buradaki ittifaktan kastedilen Buhari ve Müslim'in ittifakıdır. İlim ehli arasında bu şekilde "muttefekun aleyh" hadislere özel bir ilgi olduğundan bu nitelikteki hadisleri bir araya getirmek için birçok eser yazılmıştır. Meşhur hadis alimlerinden İbnu's-Salah: "Buhari ve Müslim'in üzerinde ittifak ettiği hadisler ravisinin doğruluğu kesin olan hadislerdir. Bu itibarla ümmetin onu kabulle karşılamasına elverişliliği yakinen sabittir. Bu nazari (teorik) ilimde de yararlıdır. Ümmet (alimleri) Buhari ve Müslim'in sahih olduğunda ittifak ettiği hadislerin doğru ve hak olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır" demiştir.

Bazı Kavramların Açıklaması:

Her ilimde olduğu gibi hadis ilminde de tercüme edilemeyen kavramlar bulunmaktadır. Dolayısıyla bu kavramları aynen kullanıp gerektiğinde açıklamasını yapmak zorunlu olmaktadır. Bu yazıda geçen kavramlardan muallak, mutabi, şahid, mevkuf, merfu, muttasıl kelimelerinin açıklamasını geçen ayki yazımızda vermiştik. Bu kavramların açıklamasına ihtiyaç duyanlar geçen ayki yazımızın son kısmına başvurabilirler. Bu sayıda, mezkur kavramlara ek olarak bu yazımızda geçen kavramların açıklamalarını vermek istiyoruz.

Mursel: Tabiinden birinin veya Resulullah (s.a.s.) dönemini idrak edip de onunla görüşememiş birinin sahabiyi atlayarak doğrudan Resulullah (s.a.s.)'a nispet ederek yani "Resulullah buyurdu ki..." diyerek veya benzer bir ifadeyle rivayet ettiği hadis. Bu yönüyle mursel hadis muttasıl değil munkatıdır. Ancak Resulullah (s.a.s.)'a nispet edildiğinden mevkuf değil merfudur.

Mütevatir: Yalan üzere ittifak etmeleri mümkün olmayan bir kalabalığın naklettiği rivayete denir. Bir hadisin rivayetinde böyle bir kalabalığın oluşmasına da tevatür denir. Bir hadisin Resulullah (s.a.s.)'tan itibaren mütevatir olabilmesi için her merhalede bu kalabalığın oluşması şarttır. Ancak sahih hadis olarak kayıtlara geçtikten sonra tevatürle nakledilmiş olursa, sonraki merhalelerde değişiklik yapılmasından ve yalan karıştırılmasından korunmuş olur. Bir hadisin mütevatir olabilmesi için en az kaç sika (güvenilir) ravi tarafından nakledilmiş olması gerektiği konusunda ihtilaf edilmiştir. Ancak bir rivayetin mütevatir olabilmesi için sayının dışında da birtakım şartlar aranır.

Tabakat: Hadis ilminde tabakat genellikle ortak özelliklere sahip veya aynı dönemi yaşamış insanların belli farklılıklarına göre gruplandırılması için kullanılan kelimedir. Örneğin sahabiler, sahabilik yönünden ortak bir özellik taşırlar. Ama ilk İslam'a girenler, önemli bazı gazvelere katılanlar, hicret edenler, hicret sonrasında İslam'a girenler vs. şeklinde tabakalandırılırlar. Tabiin de bunun gibi birtakım farklılıklarına göre tabakalandırılmıştır. Hakim en-Neysaburi tabiini on beş tabakaya ayırır.
Allah Rasdulünün yazılı sünnetini zamanımıza kadar taşıyanlardan Allah razı olsun . Bizleride Ehli sünnet vel cemaat yolundan ve yolların en muhkemi en saglamı en güzeli sıratı müstakimden ayırma Allahım. Amin...Sermed