GUSÜL NEDİR?
Gusûl "iğtisal"den alınma bir isimdir. Bedenin
tamamını yıkamak manasınadır. Kullanılan suya da
gusül denilir. Bir hadis'te Hz. Meymune'nin
"Peygamber (sav)'e gusül koydum" demesi, yıkanılacak su koydum
manasınadır. Lakin Nevevi: "Bu manaya lugatta bu kelimenin
"gasl" şeklinde okunması daha fasih ve daha meşhurdur.
Gusül şekli fukahanın kullandıklarıdır" diyor.
İslâmi ıstılâhta gusül bedeni yıkamaktır. Beden ismi hem
dışa, hem içe şamildir. Suyu uluştırmak imkânsız
veya pek güç olan yerler müstesna bedenin tamamını yıkamaya
gusül denir.
GUSÜL'ÜN FARZLARI
Gusül abdesti; kitap, sünnet ve icma ile sabittir.
Gusül'ün farzları:
1) Mazmaza (Ağıza su vermek),
2) İştinşak (Buruna su vermek),
3) Bütün bedeni yıkamaktır.
Mütûn'da zikredildiğine göre, bütün bedeni iyiden iyiye bir defa
yıkamak farzdır. Kur'an-ı Kerim'de: "Eğer cünüb iseniz
vücûdunuzu tertemiz ediniz..." hükmü beyan buyurulmuştur. Ayet-i
kerime'de geçen "Fetahharû" (Tertemiz edin) emri, mübalağa
sigası ile bedenin zahirinde olan şeyin yıkanmasının
farz olmasını gerektirir." Resûl-i Ekrem (sav)'in:
"Ağıza ve buruna su vermek cünüb olan insana farzdır"
Hadis-i Şerifi, ağız ve burun'un da dış uzuv hükmünde
olduğunun delilidir. Bu sebeble; burunda bulunan kuru kir (suyu
altına geçirmediği için) gusüle manidir. Ayrıca bir kimsenin
bedenine balık pulu veya çiğnenmiş ekmek
yapışmış olursa ve (bunlar da beden üzerinde kurumuş
bulunursa) yıkandıkları zaman altına su geçirmezlerse o
kimsenin gusülü caiz olmaz. Sonuç olarak; gusül'de bütün bedenin tertemiz
yıkanması, bütün mezheplerde kat'i farzdır. Mazmaza ve
iştinşak; hanefi mezhebinin müctehid imamları indinde
"Amel-i Farz"dır. Şafii fûkahası; "On şey
vardır ki, bunlar fıtrattandır" Hadis-i Şerifinde
"mazmaza ve iştinşak'ın" bunlar arasında
zikredilmesini esas alarak; gusül'de sünnet olduğuna kail
olmuşlardır. Dolayısıyla kaplama diş yaptıran
kimselerin (ki bu bir zarûrete mebni ise) gusül abdestinde Şafii mezhebini
taklid etmesi gerekir. Zira kaplama diş; altına su geçirmeyeceği
için ağızın tamamen yıkanmasına mani olur.
Çıkarılıp-takılabilecek şekilde olan diş ve
protezlerin; gusül abdesti alırken çıkarılması ve
ağızın tamamının iyice yıkanması da
şarttır.
GUSÜL'ÜN SÜNNETLERİ
Gusül abdesti almaya niyet etmek ve besmele çekmek sünnettir. Daha sonra iki elini ve fercini (Avret mahallini) tertemiz yıkamak.
Eğer vücûdunda necaset varsa onu gidermek ve tıpkı namaz abdesti
gibi abdest almak da sünnettir. Suyu başına ve vücûdunun diğer
yerlerine dökerek üç defa yıkamak gerekir. Sahih olan kavle göre, birinci
yıkama farz, diğer iki yıkayış ise sünnettir. Siracü'l
Vehhac'ta da böyledir. Suyun dökülüş sırasına gelince: Gusül
abdesti alırken önce üç defa sağ omuza, sonra üç defa sol omuza,
sonra üç defa başa ve diğer yerlere dökülür. Hz. Meymune (r.anha)
Resûl-i Ekrem (sav)'in gusül abdestinde bunlara riayet ettiğini
zikretmiştir. Gusül abdesti alan kimse, daha sonra
yıkandığı mekândan ayrılır ve ayaklarını
yıkar. Ayaklarını yıkamayı geriye bırakması;
suyun ayak altında birikip kaldığı zaman esastır.
Eğer bir tahta veya taş üzerinde gusül abdesti alıyorsa ve
kullanılan (müsta'mel) su ayak altında birikmiyorsa,
ayaklarını yıkamayı sonraya bırakması gerekmez.
Gusül abdesti alırken konuşmamak ve kıble cihetine yönelmemek
esastır. Zira bu abdesti alırken, avret mahalli ekseriya açık
olur. Gusül abdesti alırken, herhangi bir dua okunmaz.
Gusül abdesti alırken suyu normal bir miktarda
kullanmak; fazla veya noksan harcamamak da sünnettir. Su saçların dibine
vardığı zaman kadınların saç örgülerini çözmesi
lâzım gelmez. Zira Resûl-i Ekrem (sav) Hz. Ümmü
Seleme (r.anha)'ya hitaben: "Su saçlarının diplerine
vardığı zaman, bu sana kâfi gelir" buyurmuştur.
Kadınların örgülü saçlarını çözerek su ile ıslatması
şart değildir. Ancak saçlarının diplerine suyun
ulaşması şarttır. Sahih olan budur. Sakal için durum
farklıdır. Çünkü suyun sakalın içine
vardırılmasında herhangi bir güçlük yoktur. Gusül abdesti
alırken vücûdu güzelce ovmak da, sünnettir.
GUSÜL ABDESTİNİ İCAB ETTİREN HALLER
Gusül abdestini icab ettiren hallerin
başında cünüb'lük gelir. İster uyku halinde iken olsun, ister
uyanık iken; meninin şehvetle dışarı çıkması
gusül abdestini farz kılar. Zira Resûl-i Ekrem (sav) "Su, sudan
lâzım gelir" buyurmuştur. Meni'nin; bakmak, dokunmak, ihtilâm
veya istimna sonucu gelmiş olması mahiyeti değiştirmez.
Şehvetle çıktığı sabit olduğu süre içerisinde
gusül farzdır. İmam-ı Şafii (rh.a) "İster
şehvetle, ister şehvetsiz olarak meni'nin çıkması gusül
abdestini farz kılar" hükmünü beyan etmiştir.
Burada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi
İstimna'dır. Halk arasında "otuzbir çekmek" diye
tanımlanan bu olayın hükmü nedir? sualine cevap arayalım.
Kur'an-ı Kerim'de: "(Öyle mü'minler) Ki onlar iffetlerini
koruyanlardır. Ancak zevcelerine ve sahib oldukları cariyelerine
karşı olan münasebetleri müstesnadır. Çünkü onlar (bu takdirde)
kınanmış değildirler. O halde kim bunların ötesini
isterse, şüphe yok ki onlar haddi aşanlardır" hükmü beyan
buyurulmuştur. İbn-i Kesir; bu ayet-i kerime'nin tefsirinde
"İstimna'nın" haddi aşmak olduğuna işaret
buyurduktan sonra İmam-ı Şafii (rh.a) indinde bu fiilin haram
olduğunu beyan etmektedir. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Elini nikâh eden
melûndur" buyurduğu da birçok muteber kaynakta zikredilmiştir.
Hanefi fûkahası istimna'nın tahrimen mekruh olduğu hususunda
müttefiktir. İbn-i Abidin "Oruç" bahsinde istimna üzerinde
durmuş ve bu konudaki bütün kavilleri zikrettikten sonra: "Zeylâi bu
işin (İstimna'nın) helâl olmadığına "Onlar
ki iffetlerini korurlar" ayet-i kerimesiyle istidlâl etmiş ve
"Cim'a için ancak zevce ve cariye'den istifade mübah
kılınmıştır" demiştir. Bu da, bu ikisinden
başka kazay-ı şehvet için helâl birşey olmadığını
gösterir. Benim anladığım budur" hükmünü beyan
etmiştir. Kitabü'l Fıkıh'ta "El ile istimna büyük
günahlardandır" denilmektedir.
İki yoldan birine (Ferc veya dübür) zekerin haşefesi girdiği
zaman; bu işi yapana (faile) da, yaptırana (mef'ûle) da gusül farz
olur. Zira Resûl-i Ekrem (sav): "İki hitan (sünnet yeri)
birleştiği ve haşefe (zekerin başı) gizlendiği
zaman meni insin veya inmesin gusül abdesti almak lâzım gelir"
buyurmuştur. Zira bu hal, menininmesinin sebebidir. Meni, bazen az
olduğu için inme gizli kalır. Dolayısıyla iki sünnet
yerinin birleşmesi, meninin inmesi makamına kaimdir. Yani
tıpkı meni inmiş gibi amel olunur.
Kur'an-ı Kerim'de "Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: "O bir
ezadır (Pisliktir). Onun için hayız zamanında
kadınlar(ınızla cinsi münasebet)den ayrılın.
Temizlendikleri vakte kadar kendilerine yaklaşmayın"" hükmü
beyan buyurulmuştur. Dolayısıyla hayız hali de, gusül
abdestini gerektiren sebeblerdendir. Ayrıca nifas halinin de; gusül
abdestini icab ettirdiği hususunda icma vaki olmuştur.
GUSÜL
ABDESTİ'NİN ÇEŞİTLERİ
1. Farz olan gusül
abdesti:
Cünüblük, hayız ve nifas hallerinden dolayı gusül abdesti almak
farzdır.
2. Vacib olan gusül abdesti: Ölüye gusül abdesti
aldırılması (yani gasl edilmesi) vacibtir. Ayrıca cünüb
olan kâfir; sonradan müslüman olmuş ise, onun da gusül abdesti alması
vacibtir.
3. Sünnet olan gusül abdesti:Resûl-i Ekrem (sav)'in:
"Cum'a namazına gelen kimse gusül abdesti alsın"
buyurduğu bilinmektedir. Dolayısıyle Cum'a ve bayram
namazlarına, gitmeden önce gusül abdesti almanın sünnet olduğu
hususunda ittifak edilmiştir. Hacc için ihram'a girerken ve Arefe günü
vakfe için gusül abdesti almak da sünnettir.
4. Mendub ve müstehab olan
gusül abdesti:
Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'ye girmek için alınan gusül
abdesti mendubtur. Ayrıca cinnet geçiren bir kimsenin, bu halden kurtulduktan
sonra gusül abdesti alması müstehabtır. Esasen aklı zelzeleye
veren her olaydan (Baygınlık, cinnet vs.) sonra gusül abdesti almak;
alimlerimiz tarafından tavsiye olunmuştur.
GUSÜL
ABDESTİ İLE İLGİLİ DİĞER MESELELER
Cünüb,
hayız ve nifas hallerinde olan mükelleflere (bu hallerden
temizlenmedikleri süre içerisinde) haram olan birtakım fiiller mevcuttur.
Bunlar;
a) Bir ayet-i
kerime miktarı dahi olsa Kur'an-ı Kerim okuyamazlar ve O'na
(Kur'an'a) el süremezler. Ancak dua ve zikir yapmalarında herhangi bir
mahzur yoktur.
b) Hayız ve
nifas halindeki kadınlar namaz kılamazlar ve oruç tutamazlar. Zira
hayız hali kadından namazı iskat eder ve oruç
tutmasını da haram kılar. Hayıs ve nifas halinden
kurtuldukları zaman geçirmiş oldukları farz oruçları kaza
ederler. Ancak namazı kaza etmezler. Zira Hz. Aişe (r.anha)'nın
şu kavli vardır: "Bizden birisi Resûl-i Ekrem (sav)'in
zamanında hayızdan temizlendiği zaman orucunu kaza ederdi.
Namazını kaza etmezdi."
c) Cünüb,
hayız ve nifas halinde olan mükellefler; cam'i ve mescidlere giremezler,
Kâbe-i Şerif'i tavaf edemezler.
d) Hayız ve
nifas halindeki hanımlarla, nikâhlı eşleri (Kocaları)
cim'a'da bulunamazlar. Bu halde iken cim'a yapmayı helâl gören kimselerin
küfrü üzerinde durulmuştur. Ancak (Helâl görmemekle beraber) nefislerine
uydukları için cim'a ederlerse haram işlemiş olurlar.
Ayrıca keffaret vermeleri de gerekir.
Cünüb olan bir kimse; gusül abdesti almayı namaz vaktine kadar tehir
etmekle günahkâr olmaz. Ancak derhal yıkanması daha evlâdır.